Gürültünün içinde kaybolanlar.
Hayat, aralıksız koşturduğumuz bir cümle değil. Masada oturduğumuzda ses kesilmez, zihnimizin odalarında yankılanır. Kendime geç kaldım diyen her insan, aslında en doğru zamanda durmayı öğrenmiştir.
Duyulmayan seslerin frekansı.
52 Hertz balinası gibi kalabalıklar arasında kendi frekansında bağıran ruhlar. Duyulmakla anlaşılmak arasında koca bir okyanus var. Herkes bakarken görünmemek, çağımızın en sessiz trajedisidir.
Ateşe yaklaşan hayatlar.
Şem ile Pervane misali, tutkunun ve acının eşiğinde savrulanlar. Pervane ateşe neden uçar? Yanacağını bildiği halde ışığa çekilmek, ruhun vazgeçilmez arzusudur. Affetmek, kendi zihnindeki hapishaneyi açmaktır.
Virgül koyan cesur iradeler.
Nokta koyup bitirmek yerine nefes alıp yola devam etme sözü. Sabaha en uzak saat, güneş doğmadan önceki zifiri karanlıktır. Pusula harita değildir; yönü gösterir ama yürüyeceğiniz patikayı siz seçersiniz.
Sabaha çıkanların hikayesi.
Geceyi aşıp kendi evine, kendi hakikatine dönenler. Eve dönüş, bir mekana değil, kendi içimizde huzur bulduğumuz o sakin odaya varmaktır. Aynı masaya yeniden oturduğumuzda, eski benliğimizle barışmak en büyük zaferdir.